Abbas Güçlü’nün yazısı, Milliyet 15 Aralık 2016

Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter her yönüyle bizden biri.

Çocukluğu ve gençliği burada geçmiş, yemeklerimizi, müziğimizi, geleneklerimizi, edebiyatımızı pek çoğumuzdan daha iyi biliyor.

Ankaralı Sülün Aykurt’la evli ve Türklere enişte olmanın keyfini yaşıyor.

Kuru fasulyeden mantıya, künefeden bamyaya, kebaplardan balığa mutfağımıza fazlasıyla aşina. Fotoğraf çektirirken saklamaya çalıştığı göbeği de bu sevginin eseri...

Geçenlerde AB-Türkiye ilişkilerine Zeki Müren’in ‘Gitme Sana Muhtacım’ şarkısıyla gönderme yapıp, her iki tarafın da birbirine ihtiyacı var demişti.

Bu kez Orhan Baba ile bir mesaj vermek istiyorum dedi:

“Yarın (bugün), ERASMUS ile Fransa’ya giden ya da Fransa’dan Türkiye’ye gelen gençlerle bir araya geleceğiz ve Orhan Baba üzerine alınmasın ama Batmayacak Bu Dünya diye haykıracağız. Dünya, el ele veren gençlerle çok renkli ve güzel olacak...”

Müziği seviyor ve tanımadığı şarkıcı yok gibi.

Görünen o ki bundan sonraki mesajlarını da yine hep şarkılar üzerinden verecek...

Neden Fransa?

Giderek ilgi odağı haline gelen yurtdışı eğitim sürecinde, en doğru bilgileri, en doğru kaynaktan almak için ilgili ülkelerin temsilcileri ile yaptığımız sohbetlere bugün Fransız Başkonsolosu Bertrand Buchwalter ile devam ediyoruz.

Türkiye’deki yabancı okullar içerisinde en büyük grubu Fransız liseleri oluşturuyor.

Fransız okullarında, 8 bini aşkın öğrenci öğrenim görüyor. Ayrıca, üniversi telerimizde, öğrenci değişim programı ERASMUS ile gelen 500 Fransız öğrenci var.

Başkonsolos Buchwalter, askerliğini, 2000-2001 arası Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü’nde hoca olarak yapmış.

İlk Fransız öğrenci o zaman gelmişti. O günden bugüne çok yol alındı, sayı daha da artacak diyor...

Diğer ülke temsilcilerine sorduğumuz gibi ona da sorduk?

Neden Fransa?

Bu konuda bize 5 gerekçe sayın dedik.

5 az diye itiraz etti ve sıralamaya başladı:

- Yaşam kalitesi çok yüksek.

- Kültürel ortam inanılmaz. Hele ki Paris’te!

- Üniversite öğrenimi ücretsiz.

- Devlet her öğrenci için ortalama 15 bin Euro harcıyor. Ayrıca kira yardımında bulunuyor.

- Kendi vatandaşlarına hangi hakları tanıyorsa, yabancı öğrencilere de aynı hakları tanıyor.

- Öğrenim görürken çalışma olanağı sağlanıyor.

- Fransızcanın yanı sıra ikinci bir yabancı dil daha mutlaka öğreniyorsunuz!

- Beş kıtada, 300 milyondan fazla kişi Fransızca konuşuyor. Onlarla sıcak ilişki kurmak mümkün.

- Diploması ve hukuk dili Fransızca!

- Fransa’da isteyen istediği fakülteye girebilir, istediği zaman farklı bir fakülteye geçiş yapabilir...

- Uzay bilimlerinde bir numarayız.

- Amerikan üniversiteleri, şirketleri ve araştırma kurumları bile yenilikçi projelerde Fransız eğitim almış gençler arıyor.

- Dünyanın en büyük 500 şirketinin CEO’larından çoğu Fransız.

- Türkiye’de 500’den fazla Fransız şirketi var ve 40 bin kişi çalışıyor. Fransızca bilmek bu şirketlerde çalışmak demek!

- Alman eğitimi kadar katı değil. Daha özgür ve daha esnek bir eğitim sistemimiz var. Kardeşim ortaokulda çok başarılı değildi, eğer Almanya’da okumuş olsaydı, üniversiteye gidemezdi. Ama bizde üniversiteyi başarıyla bitirdi, üzerine bir de mastır yaptı.

Neden Fransızca?

Almanlarla ya da Fransızlarla ana dil tartışmasına girerseniz yandınız.

Onlar için dünyanın en önemli dili, kendi dilleri.

Eskiden, ülkelerinde, İngilizce eğitime kesinlikle izin verilmezdi ama bizim öğrenciliğimizden bugüne çok şeyler değişmiş. Fransa’da halen bin 200 farklı programda İngilizce eğitim yapılıyormuş.

Başkonsolos Buchwalter, dilimize, kültürümüze olduğu kadar atasözlerimize de vakıf.

Bir lisan, bir insan atasözünü hatırlattıktan sonra, “İngilizce öğrendiğinizde bir buçuk insan olursunuz, çünkü herkes İngilizce biliyor ama Fransızca eğitim alırsanız, sadece Fransızca öğrenmekle kalmayıp İngilizce de öğrendiğiniz için çok daha avantajlısınız” dedi. Yani 2.5 insan mı oluyor, bunu İngilizler, Amerikalılar duymasın deyince de kahkahayı bastı...

Ankaralı gençlik aşkı!

Başkonsolos Buchwalter, babasının görevi nedeniyle iki kez gelmiş. İlki okula başlamadan önce. O yıllarda Türk bakıcısı nedeniyle sadece Türkçe konuşuyormuş, ortaokul yıllarında ise Fransız okulunda okuduğu için ana diline dönmüş. Ankara ile sonraki yıllarda da teması hiç bitmemiş.

Askerlik için İstanbul’a geldiğinde Türkçesini tazelemiş, şimdi yeniden hatırlama dönemi diyor.

Dört yaşında bir çocukları var. Eşi Sülün Aykurt’u Ankara yıllarından tanıyor ve Brüksel’de evlenmişler.

Damat olarak kendimi çok kıymetli hissediyorum diyor...

ERASMUS öğrencileri ile bir araya gelme fikri Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yapılan bir görüşme sırasında ortaya çıkmış. Yoğun gündeminden fırsat bulur gelirse çok mutlu oluruz diyor. Peki ya AB Bakanı diyoruz, şeref verir diyor. Orhan Baba’ya da kapıları sonuna kadar açık...

publié le 15/12/2016

haut de la page